24 Ekim 2007 Çarşamba

Limon ile Güzelleşin

Yiyeceklerinizi tatlandırmak için tercih edilen limonu, banyo ve güzellik için de kullanabilirsiniz.

Tırnaklara parlaklık kazandırır

Sıcak havalarda tırnaklarınızı 10 dakika boyunca limon suyunda bekletin. Ellerinizi limon suyuyla sabunluyormuş gibi ovuşturun. Beyaz sirke, sıcak su karışımı ile fırçalayın. Daha sonra ellerinizi iyice durulayın.

Deride oluşan lekeleri yok eder

Yatmadan önce limon suyu ile ellerinizi ve yüzünüzü iyice ovuşturun. Sabah ılık suyla ellerinizi ve yüzünüzü durulayın. Siyah, kahverengi lekelerin kaybolması için bu işlemi düzenli olarak her akşam yapmanız tavsiye ediliyor.

Saçlarınızı güçlendirir

Dökülen ve cansızlaşan saçlarınızı yeniden canladırmak ve parlaklık kazandırmak için 3/4 fincan zeytin yağı, 1/2 fincan bal ve aşağı yukarı 3 yemek kaşığı limon suyunu karıştırın. Saçlarınızı suyla durulayın, havluyla kurulayın ve daha sonra az bir karışımı tarakla saçlarınıza yedirin. Daha sonra saçlarınızı yarım saat plastik bone ile sarın ve bekleyin. Daha sonra şampuanlayın ve durulayın, parlaklığı göreceksiniz.

Göze çarpan sarılık yaratır

Tüm saç boyalarına ve beyazlarına alternatif olarak 1/4 fincan limon ve 3/ 4 su ile saçınızı durulayın. Limonun saç renginizi doğal olarak açması için biraz güneşte bekleyin.

Nefes tazeleyicidir

Nefesiniz kötü kokuyorsa ağzınıza bir kaç damla limon suyu damlatın ve yutun. Sitrik asit, ağzınızdaki pH seviyesini değiştirerek, kötü kokuya neden olan bakterileri öldürecektir.

Rahatlatır

Mükemmel bir banyo için küvetinize deniz tuzu, limon suyu ve biberiye ekleyin ve vücudunuza özen gösterin.

İkiz Hamileliğinin 9 İşareti

Peg Plumbo

Eğer karnınızda ikiz (veya daha fazla!) bebek taşıyıp, taşımadığınızı merak ediyorsanız, yalnız değilsiniz! Geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde ikiz bebek oranının yüksek oranda yükselmesinden ötürü bebek bekleyen pek çok anne iki bebeğin yolda olup, olmadığını merak ediyor. İkiz hamileliğin çok rastlanan işaretlerini ve semptomlarını keşfedin ve Birden Fazlasına Hamileler mesaj talosundaki “oradaydım, şunları yaptım” annelerinden çok daha fazlasını öğrenin.

Gebe Kalmaya Çalışmak: Sen Oyunun İlerisinde misin?

Yaşın önemi vardır. Birleşik Devletler’deki çoklu doğum oranın yükselmesinin bir nedeni de hamileliği ertelemedeki eğilimdir. 35 yaşın üzerindeki kadınlarda ikiz oranı yükseliyor ve eğer 50’nin üzerindeyseniz bu oran daha da artıyor. Önemini daha iyi anlatmak için; 25 yaş altında ikiz bebek doğurma şansınız, 35 yaşından sonra doğurma şansınızın yarısından daha az olacaktır. Desteklenmiş üreme teknolojisi ikiz olasılığını artırıyor. Hem ovülasyon (yumurtlama)-teşvik edici ilaçlar (kısırlık tedavisi) hem de test tüpleri içinde dölleme ikiz sahibi olma olasılığını arttırıyor. 1973- 1990 yılları arasında ikiz bebek doğumları tek bebek oranının iki katı, ve üçüz ve daha fazla bebek doğumları tek çocuk oranının yedi katı kadar arttı. (Obstetriks (Doğumbilim) ve Jinekoloji 1994; 84:101-6)İkizler ailenizden geliyor olabilir. Hamilelik teşhisinden bile önce, ikiz bebeklere hamile kalma riskinizin yüksek olduğundan şüphe duyabilirsiniz. Ailede ayrı yumurta ikizleri (dizigotik) olabilir, ve yaygın görüşün aksine, illa bir jenerasyon atlamaları gerekmiyor. Eğer annenizin veya büyükannenizin ikizleri varsa, siz de birden fazla yumurta salmanızı sağlayan bu geni taşıyor olabilirsiniz, daha uygun bir deyişle siz de ikiz sahibi olacaksınız.

Sonbahar Modası

Pastel ve Renkli Sonbahar Modası

İşte yaz şıklığınızı sonbaharda da sürdürmenizi sağlayacak öneriler..

Parça parça şıklık

Modern dünyanın kadınları özellikle çalışanlar farklı olmayı seviyor. Bu sonbaharda elegant tarzını koruyan iş kadını çeşitli renk ve modellerdeki bluz, etek, body'leri iç içe giyerek kendisine farklı bir hava verecek. Body üzerine giyeceğiniz omuzları düşük bluzları tercih edebilirsiniz.

Geometrik desenler

Geometrik desenler yazdan sonra sonbaharda da etkisini sürdürecek. Sarı renkli body üzerine buna uygun geometrik desenli diz üstü bir elbise giyebilir, pamuklu çoraplarla sonbahara uyarlayabilirsiniz. Elbisenizi gümüş renkli aksesuarlarla tamamlayabilirsiniz.

Yünün sıcaklığı

Tamamen yün, balıkçı veya kayık yaka füme bir elbise tercih edebilirsiniz. Kayık yaka elbisenizin içine ince ve elbisenizi canlandıracak kırmızı, mor renklerde bir body giyebilirsiniz. Body ile uyumlu ayakkabı ve çanta ile sonbahar şıklığınızı tamamlayabilirsiniz.

Koyu mor ve gri

Koyu mor ve sudaki duman gibi füme renkli bir elbise size oldukça havalı gösterebilir. Elbisenizin modeli önü yarım çeket gibi düşmeli, kısa kollu ve hemen diz üzerinde olabilir. İçinize giyeceğiniz füme renkli bodyi cotton füme renkli çorap tamamlayabilir.. Açık gri renkli bir çanta ile daha şık olabilirsiniz.

Geniş paçalı kumaş pantolonlar

Yüksek ve düz belli, geniş kesimli gabardin pantolonlar içinde oldukça hafif hissedebilirsiniz. Pantolonunuzu moda renkteki (sarı, mor, kırmızı) balıkçı ya da yuvarlak yaka bodyle tamamlayabilirsiniz. Yuvarlak yaka kullandığınızda boyununuza kıyafetinizle uyumlu bir fular bağlayabilirsiniz. Ayakkabı olarak yüksek topukları tercih etmenizi öneririz.

Geniş paçalı yün pantolonlar

İşe oldukça hareketli başlamak için yünlü, İspanyol paça pantolonları tercih edebilirsiniz. Pantolonunuza uygun bir bluz seçiminizi gerekirse üzerine kırmızı, turuncu, mor renklerde örgü bir süveter de giyerek tamamlayalirsiniz. Giysinize uyumlu bir palto, yüksek topuklu ayakkabı ve aksesuar seçmeyi de unutmayın.

Tüvit pantolonlar ve tie-bluzlar

Tüvit pantolonlar şıklığınıza şıklık katarken oldukça rahat etmenizi sağlar. Üzerine giyeceğiniz mor renkli tie-bluz (boyundan bağlamalı bluzlar ) ile oldukça çekici görünebilirsiniz. Bunun yanı sıra oldukça sakin görünüm veren tie-bluzunuzu, gri ceket ve düz gri etekle de giyebilirsiniz.

Romantik ve feminen

Bu yıl bluzlardan gözünüzü alamayacak ve onları bırakamayacaksınız. Yeni bluzlar 1980'lerin romantik ve feminen çizgilerinin başarılı bir uyarlaması.. Düz kesimli, balıkçı yaka üzerine boyuna dolanarak bağlanan bluzun altına jean de giyebilirsiniz. Siyah büyük puanlı beyaz gömlekleri de görürseniz kaçırmayın. Düz diz altı eteklerin üzerine kısa kollu, balıkçı yakalı kazakları da tercih edebilirsiniz.

Yaşınıza Göre Saç Modeliniz

İşte yaşlara göre kişisel stilinizi sınırlamayan kesim önerileri..

20'li yaşlardakiler için saç modeli

20'li yaşlardaki kadınlar henüz çok başında oldukları yetişkinlik döneminde çok sık stil denemeleri yaparlar. Stillerini bulmak için saçlarıyla eğlenirler. Bu yaşta unutulmaz saç stilleri yapılır. Saç stilistleri çok uç modelleri önermiyor ancak maceracıysanız bu yaşlar çok uygun! Saç şeklinizi neden sevdiğiniz veya sevmediğiniz açıklamak zorunda kalmazsınız. Eğer uzun saçlı bir gençseniz, kısaltmak için hartika bir zaman olabilir. uzun, kısa, açık veya koyu boyaları özgüvenle kullanabilirsiniz.

30'lu yaşlardakiler için saç modeli

30'lu yaşlardaki kadınlar anneleri gibi kariyerlerini oluşturmaya veya güçlendirmeye çalışır. 30'lu yaşlarda kendini kanıtlamaya çalıştığı bir yerlerde ve çok ciddi olur. Klasik kesimler, işte, evde, akşam yemeğinde çok yönlü kullanılabildiği için çok tercih edilir. Çoğu kişi ev, araba seçiminde kişisel yaşamındaki duruma uygun hareket eder. Aynı şey saçlar için de geçerlidir. Eğer birliktelik anlayışından bakıyorsanız, o zaman parlak ve düzgün kesimleri tercih edebilirsiniz. Çocuğunuzun stilinde kestirmekten kaçının ve daha şık bir görünüş sağlayan modelleri seçin.

40'lı yaşlardakiler için saç modelii

Kadınlar 40'lı yaşlarında olgunlaşma dönemlerine girerler.. Aynaya baktıklarında hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları bir sürü şeye sahip olurlar. Ne yazık ki kusurlarını önemseyen çoğu kadınlar güzel yönlerini farkedemez. Aslında her ikisini farkedererek, kusurlarını gidermeye çalışmaları en doğrusudur. Bu nedenle çok uç kesimlerden ve değişimlerden uzak durun. Çok çok kısa, uzun kesim, açık veya koyu renkleri de denemeyin. Yüzü daha uzun ve asık gösteren uzun saçlar yerine, kısa kestirin. Saçların kat verilerek kesilmesi de, yüzü ön plana çıkartır.

50'li yaşlardakiler için saç modeli

50'li yaşlarındaki kadınlar çok daha olgunlaşmıştır ve kanıtlamak zorunda oldukları hiçbirşey yoktur. Kadın yaşamında bir nokataya gelmişlerdir. Zamanlarının çoğunu başkalarını mutlu etmeye çalışmakla geçirdiklerini farketmişler ve özgürlük istemektedirler. Edindikleri tüm deneyimlerinden yola çıkarak bugününü kutlamak isterler. Bu nedenle kadın olmanın gücünü yeniden keşfederek, kendinden emin ve güzel görünmek ister. Çok uç stiller yerine, içinize sinen daha yumuşak şekil, boya ve stiller deneyin. Yumuşak kesimler ve çizgiler olgun cildi ortaya çıkarır. Flört eden yani hareketli, daha az yapmacık duran saç stilleri tercih edin. Bu tür stil sizi hareketlendirecek. Yumuşak ve parlak saçlar her zaman gençler tarafından beğenilir. Yumuşak renkler ise saçlarınızı daha dolgun ve parlak gösterir. Düzneli olarak bakım yaptırmayı ihmal etmeyin.

Brownie

Malzemeler (4 kişilik)

1 paket (250 g) margarin5 yemek kaşığı kakao 1,5 su bardağı şeker 12 yemek kaşığı su 4 yumurta sarısı 1,5 su bardağı un 1 su bardağı ceviz 1 paket kabartma tozu

Hazırlanışı

Su, kakao ve şekeri ocakta pişirin. İçine bir paket margarin ve yumurta sarılarını ekleyin. Karışımı iyice çırptıktan sonra 1 su bardağı kadarını ayırın. Diğer malzemeleri kalan karışıma ilave ederek çırpmaya devam edin. Karışımı yağlanmış bir tepsiye dökerek 150 derecede 30 dakika pişirin. Fırından çıktıktan sonra kare kare kesip üstüne ayırdığınız karışımı dökün.

23 Ekim 2007 Salı

Günün Yemeği "Tas Kebabı"

Yapılışı: Soğanları ve sarmısakları yemeklik doğrayın, yağ konmuş orta büyüklükte tencereye koyun. Kuş başı doğranmış etleri üzerine döküp, karıştırın. Üzerine salca ve domatesi ilave edin. En son baharatı ilave edin. İyice karıştırın. Tencerenin ortasına toplayıp, cam büyük bir kaseyi etler tamamı ile içinde olacak şekilde kapatın, ve çok kısık ateşte pişir...

Doğru Kıyafeti Alın

Kadınların giyim konusunda ne kadar hassas olduğu bilinen bir gerçek. Uzmanlar güzel giyinmek isteyenlerin, vücut tipine uygun kıyafetler seçmelerini öneriyor.

Her gün ayna karşısına geçip, ne giyeceğinize karar veremiyor musunuz? Vücut şeklinize en uygun giysilerin hangileri olduğunu biliyor musunuz? İster toplu, ister hamile, ister minyon olun, size uygun bir stil mutlaka vardır. İşte farklı vücut şekillerine uygun giyim önerileri:

Şişmansanız, stilinizi bulun

Toplu kadınlar genellikle bol giysiler ve gösterişsiz renklerle vücutlarını saklamak eğilimindedir. Ancak bunun yerine üzerinize oturan, göğüs ve kalçalarınızı saran giysileri tercih edin. Özellikle de 50'lerin tarzındaki geniş etekler ve üzerinize oturan üstler. Vücudunuzun beğendiğiniz yanlarını öne çıkarmak için aksesusar kullanın. Unutmayın, bol kesimli giysiler sizi daha da hımbıl gösterir. Üzerinize oturan tok kumaşlar daha şık durur. Mutlaka gerekli olanlar: Üzerinize oturan bir palto, korse seklindeki üstler. Rahat, yüksek topuklu bir ayakkabı, hem uzun gösterir, hem de yürürken salınmanızı sağlar.

Minyon olanların dikkatine

Bu tip vücuda sahip olanlar için en önemli şey, giysilerinizin üzerini oturmasıdır. Tek renk giyinmek ve koyu renkleri seçmek modern bir görünüm ve bütünlük sağlar. Minyonlara en çok kısa etekler yakısır. Uygun çorap ve ayakkabı boyunuzun da daha uzun görünmesini sağlar. Farklı renk ve tarzlar yerine, sade ve tek bir renk kullanın. Mutlaka gerekli olanlar: Diz üstü etekler, üzerinize oturan kazaklar. Pantalonlarla giymek üzere az topuklu botlar, üzerinize uygun boru paça pantalonlar.

Jennifer Lopez tarzı

Armut olarak tanımlanan vücut şekli, gerek Beyonce, gerekse Jennifer Lopez sayesinde beğeni toplayan bir vücut tipidir. Yani üstü ince ama basen ve poposu olan bir vücuda sahipseniz, kabarık eteklerden ziyade, üzerinize oturan ve düz inen etekleri tercih edin. Özellikle çok yüksek topuklu çizme ve ayakkabılar, size uygundur. Göğsünüzü ortaya çıkartmak için korse tipi üstler, tam size göre. Mutlaka gerekli olanlar: Boru paça pantalonlar harika durur ama bel kısmında esneme yapıp açılmamasına dikkat edin. Alt ve üst dengesini sağlamak için gögüslerinizi kaldıran balkonet tarzı sütyenler. Koyu renk bir etek ki bunu her şeyle giyebilirsiniz.

Bebeğinizi Emzirirken Diyet Yapmayın

Emzikli kadınlar için enerji ve besin ögeleri gereksinmeleri kişisel özelliklere göre farklılık gösterir. Bu özellikler sık doğumlara bağlı olarak depoların azalması, enfeksiyon sıklığı, beslenme yetersizliğinin varlığı ve derecesi, fiziksel uğraşların ağırlığı gibi enerji harcamasını arttıran etmenlerdir. Annenin gebelikte ve emziklilikte yeterli ve dengeli beslenmesi bebeğin sağlıklı doğması ve anne sütü veriminin artmasına neden olmaktadır. Annenin gebelikte koyu yeşil yapraklı sebzeler ile su ürünlerini tüketmesi bebeğin beyin gelişimine katkıda bulunmakta ve ileriye yönelik sağlık sorunları önlenmektedir.

LOHUSA ANNEYE PRATİK ÖNERİLER

• Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için acele etmemelilerdir. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeğinizi emziriyorsanız eski formunuza daha kolay dönebilirsiniz.
• Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo aldıysanız her ay iki kilo kaybetmeniz normaldir. Ayda iki kilodan fazla ağırlık kaybı doğru değildir.
• Lohusalar zayıflama diyeti uygulamamlıdır. Ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeğe dikkat edilmelidir.
• Doğumdan sonra bebeği emzirirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır.
• Hergün bir adet yumurta ve bir porsiyon etli sebze yemeği veya kurubaklagil yenilmelidir.
• Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekler, portakal, mandalina, domates,maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.
• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır gıdalar mümkün olduğu kadar yenmemelidir.
• D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.
• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.
• Kuru yemişler ve kuru meyveler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü yapılarak bu besinler tüketilebilir.
• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çay kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon, limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.
• Sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir. Kuru fasulye, nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller iyice yıkandıktan sonra ıslatılmalı ve haşlama suları dökülmemelidir.

1-12 Ay Bebeğinizin Gelişimi

1-12 Ay Bebek Gelişimi

1. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Rahat hareket eder.
Karnının üzerindeyken kafasını birkaç saniye kaldırabilir ve sağa sola çevirebilir.
Görebilir, duyabilir.
Çıngırak sesine dönebilir veya ses çıkartarak yanıt verebilir.
Acıktığı, altını kirlettiği, rahatsızlandığı zaman ağlar.
Meme emdiğinde sakinleşir.
Yalnız kaldığında ağlar, kucağa alındığında genellikle susar.
Mutlu olduğu zamanlarda çeşitli sesler ve agular çıkartabilir.
Kendiliğinden gülmeye başlayabilir.
Özellikle anne sesini tanır ve güler.
Başını yardımsız tutamaz, yatarken dönemez ve oturamaz.
Bebek siyah beyaz geometrik objeleri çok iyi seçer.

2. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Ağlama sıklığı giderek azalır.
Dik oturtulduğu zaman kafasını dik tutabilir.
Başını daha uzun süre tutabilir.
Karnının üzerindeyken kollarının yardımıyla göğsünü kaldırabilir.
Gece boyunca uyumaya başlayabilir.
Memnuniyetten gülücükler ve çığlıklar atabilir.
Nesneleri başını döndürerek takip edebilir.
Sinirli ve sakin sesi ayırt edebilir.
Ellerini ağzına götürür.
Yere serilmiş bir battaniyenin üzerinde yatmaktan hoşlanırlar.

3. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Dik oturtulduğu zaman kafasını dik tutabilir.
Memnuniyetten gülücükler ve çığlıklar atabilir.
Bir yana yuvarlanabilir.
Nesnelere dokunmaktan hoşlanabilir.
Altı-yedi saat beslenmeden uyuyabilir.
Yabancı biri kucağına aldığında ağlayabilir.
Karşısındakiyle daha uzun süreli bakışabilir.

4. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Parmaklarıyla oyuncağı kavrayabilir.
Bir nesneye uzanabilir ve ağzına götürebilir.
Etrafıyla ilgilenmeye başlar.
Etrafındakilere güler.İnssan sesine aşını çevirebilir.
Bir yandan öbür yana dönebilir.
Aynadaki görüntü ilgisini çeker.

5. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Bir nesneye uzanabilir.
Mutluluktan çığlıklar atar.
Sırt üstünden yüz üstüne dönebilir.
Herşeyi görüp izleyebilir.
Başını sağa sola döndürebilir.
Kucakta oturabilir.
Ayaklarının üzerinde tutulduğunda vücudunu dik tutabilir.
Diş kaşımaya ve salyaları akmaya başlayabilir.
Diş çıkartmaya başlayabilir.
Anne, dede gibi sesleri ayırt edebilir.
Çıngırağı bir elinden diğer eline geçirebilir.
Düşen bir nesneyi arayabilir.
Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.
Yabancıları ayırmaya başlayabilir.

6. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Desteksiz oturabilir.
Mama sandaliyesinde oturabilir.
Çıngırak ve sesli oyuncaklar çok hoşlanır.
Gece boyunca uyuyabilir.
Yemek tabağındaki yecekleri elleriyle tutar.
Her iki yönede de dönebilir. Bu yüzden yatakta ve yüksek yerde tek başına bırakılmamalı.
Oyuncakları birbirine vurur.
Aile bireylerini yabancılardan ayırır.
Anlamını bilmeden baba, mama diyebilir.

7. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Dik tutulduğunda bacakları üzerine ağırlık verebilir.
İki eli arasında oyuncakları tutabilir.
Tek başına oturur.
Kendi kandine bir bisküvi yiyebilir.
El sallayabilir.
Dikkat çekici eşyalara yönebilir.
Ayna da kendini anne babadan ayırabilir.
Topla oynamaya bayılırlar.

8. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Dik tutulduğunda bacakları üzerine ağırlık verebilir.
Hayır’ın anlamını bilir.
Ne istediğini bilir. Engellenince sinirlenir.
Kendi yemek yemek isteyebilir.
Tutunarak ayağa kalkabilir.
Ce-e oynayabilir.
Koltuklara tutunarak yürüyebilir.
Basamaklara tırmanmayı ve inmeyi çok severler.

9. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Oturur pozisyondan ayağa kalkabilir.
Oyuncaklarını çarpmaktan ve elinden atmaktan hoşlanabilir.
Yüzüstü pozisyondan oturur duruma geçebilir.
El oyunları oynar ve el sallayabilir.
Adım atmaya çalışır.
Kelimeleri tekrar tekrar söyler.

10. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Oturur pozisyondan ayağa kalkabilir.
Ce-e oynar.
Daha fazla emekler.
Tutunarak ayakta durabilir.
9-10 aylık olunca bebekler oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.
Giyindiğinde dışarı çıkılacağını anlar.

11. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Kısa süreyle ayakta durmaya başlarlar.
Yürümeye başlayabilirler.
Müzik dinlemeyi severler.
Daha fazla inatçı olurlar.
Kendi başına bir fincandan su içebilirler.
İsteklerini ağlamadan gösterebilirler.

12. Ayın Sonunda Bebeğinizin Yapabildikleri

Sehpaların üstünden örtüleri çekerler.
Çekmeceleri karıştırırlar ve içindekileri atarlar.
Kaşık kullanarak yemek yemeğe başlayabilir ama genelde dökerler.
Birkaç kelime söyleyebilirler.
Müzik ve şarkı dinlemekten hoşlanırlar.
Genelde yardımla yürür.

Baş Ağrısını Önemseyin

Baş Ağrısına Dikkat!

Sık görülen baş ağrılarının nedeni tümör olabilir.

İnsanlığın varlığından bu yana görülen beyin tümörleri teknolojinin gelişmesi ile daha sık tanı konmaya başlamıştır. Tabii ki insanlar eğer bu durumla karşılaşacaklarsa tanının erken konması isteğindedirler. Ancak teknoloji bu kadar erken teşhis ettiği tümörleri aynı performansta tedavi edememektedir.Beyin tümörünün belirtileri nelerdir?

Beyin tümörü kafa içinde basınç artışı yaptığı için baş ağrısı en önemli bulgularından birisidir. Her tümörde baş ağrısı olacak diye bir kural da yoktur. Günlük sabah başlayıp akşama doğru artan baş ağrılarında beyin tümöründen uzaklaştırmaktadır. Sabahları artan baş ağrısı varsa ayrıca bulantı ve kusmalar bu baş ağrısına eşlik ediyorsa basınç artışı belirtisi olup ciddiye almakta yarar vardır. Halk arasında sara nöbeti olarak bilinen epileptik nöbet yirmi yaştan sonra ortaya çıktı ise bu da önem arz etmektedir. Toplumun yüzde 50’sinde baş ağrısı bulunmaktadır. Her baş ağrısını tümör olarak değerlendirmekte uygun değildir. Baş ağrısı uzun süreli devam eden kişilerin bir kez olsun değerlendirilmelerinde yarar vardır. Beyin tümörlerinin iyi ve kötü huylu tipleri bulunmaktadır. İyi huylu olan tipleri yıllar içinde büyürler. Kötü huylu olanlar aylar hatta haftalar içinde kişinin yaşam kapasitesini geriletirler.

Beyin tümörü açısından risk taşıyanlar kimlerdir?

• Çocuklar ve yaşlılar
• Lösemi tedavisi gören çocuklar
• Kanser tedavisi için ışın almış hastalar
• Genetik anormalliği olan hastalar
• Ailesinde beyin tümörü öyküsü olan hastalar.
• Bazı genetik hastalığı bulunanlar.
• Bazı kimyasal ajanlar ve elektromanyetik alana maruz kalanlar. Petrol ve petrol ürünleri, nükleer yakıtlar, ziraat ilaçları. Özellikle anne karnında ve bebeklikte önemlidir.
• Bağışıklık sistemi bozukluğu olanlar. Organ nakli olanlar ve AIDS hastası olanlar serebral lenfoma riski altındadırlar.

Beyin tümörleri nasıl tedavi edilir?

Tanıda manyetik rezonans görüntülemenin (MR) yeri tartışmasızdır. Tümörün yeri, cinsi gibi bilgileri bize ulaştırmaktadır.Tedavide ana kural tümörden alınan parçanın mikroskopik incelemesi ve mümkün olan maksimum seviyede boşaltılmasıdır. İyi huylu olanlardan özellikle menenjiomlarda tümörün tamamen çıkarılması sonrasında yıllar içinde yenilenmesi olup olmayacağının kontrolü yapılmalıdır. Cerrahi müdahale mikroşirürjikal yöntemle ve modern anestetikler ve anestezi ile çok düşük yüzde1 gibi mortalite ile gerçekleştirmek mümkündür. Hücrelerinde hareketlenme görülenlerde tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden radyoterapi ve kemoterapi önemlidir. Beyin tümörlerinin tanı ve tedavisinde hasta, ailesi ve hastanedeki ekip bir bütün olarak olaya eğildiklerinde tedavide başarı şansı yükselmektedir. Devamlılık gerektiren bir tedavi şeklidir. Nükseden tümörlerde yine aynı kararlılıkla tedavi edilmektedir. Vücudun başka yerinden özellikle akciğer, meme gibi organlardan sıçrayan metastatik tümörler ve beynin vahşi tümörü olan glioblastomada başarı şansı hala kısıtlıdır. Son aylarda beyin tümörlerine karşı kök hücre ile aşılamalarda medyada parlak sonuçlar alındığı bilgisi sunulsa da malign tümörlerde kişiye bir iki aylık ömür ilave ettiği belirtilmektedir.

22 Ekim 2007 Pazartesi

Dolgun Dudaklar İçin

Dolgun dudakları niçin güzel buluyoruz biliyor musunuz? Çünkü dolgun dudaklar bir anlamda gençliğin simgesi.

Neden mi?

Zamanla kadınlık hormonlarının üretimi azaldıkça kadınların vücudunda önemli dğeişimler olur. Doğurganlığın azalması, cildin kuruması, saçların azalması ve dudakların incelmesi bu dğeişimlerdendir. İşte bu nedenle belki de bilmeden kalın ve dolgun dudakları güzel buluyoruz. Eğer dudaklarınız zamana yenilip eski dolgunluğunu yitirdiyse bu konuda önlem alabilir ve küçük bir girişimle birkaç yaş geriye dönebiliriz.

Enjeksiyon

Yabancı dolgu madde enjeksiyonu

Kolajen ve hyalurinik asit dudaklara dolgun görünüm vermek için en sık kullanılan yabancı dolgu maddeleri. Bunların uygulaması son derece basit ve kişi günlük hayatına hemen dönebiliyor. ancak dezavantajları kalıcı bir çözüm getirmemeleri. Çünkü en fazla 6 ay içinde dudaklar eski haline dönüyor.

Operasyon

Kişinin kendi dokusuyla

Hastanın kendi vücudundan alınan yağ ve deri gibi dokuları kullanarak da dudaklar dolgunlaştırılabiliyor. Bu dokularla hazırlanan doku kokteyli dudaklara enjekte ediliyor. Çok komplike bir işlem değil ve lokal anesteziyle yapılabiliyor. Kişinin kendi dokusu olduğu için alerji riski de yok. Ancak bu dokular da zamanla eriyor, işlemde kalıcılık sağlamak için birkaç kez tekrarlamak gerekiyor.

Kesilerle

Dudakları dolgu maddeleri kullanmadan çeşitli kesi teknikleriyle daha kalın ve biçimli görünür hale getirmek olası. Bu operasyonlarda amaç dudak kenarlarını daha dışarı taşırmak ve dudaklara daha kalın bir hal kazandırmak. Bu operasyonun sonucu kalıcı oluyor ve değişmiyor. Bu operasyonlar da dolgu maddesi enjeksiyonları gibi lokal anestezi altında yapılabilen basit girişimler.

Bebeğinizin Dişleri

Bebeğin diş çıkarması, bir yandan çok beklenen, bir yandan da her yeni diş çıkışında korkulan bir seremonidir. Sizi oldukça uzun bir süre meşgul edeceğinden emin olabilirsiniz. Ancak, zorluk her çocukta aynı olmaz. Kimi bebek bu dönemi kolay geçirirken, kimisi daha zor atlatır. İlk diş genellikle 6-7. aylarda çıkarken, bu süreç bazı bebeklerde çok erken, bazılarında çok geç olabilir.

Dişetinde şişmelerin başlaması, dişlerin birden çıkacağı anlamına gelmez. Önce dişeti kızarır ve bebek dişlerini kaşımak ister. Sizi ısırmaya başlar. Ağrısı vardır. Salya akıtmaya başlar. Cildini tahriş etmesini önlemek için salyayı sık sık hafifçe silin. Bu dönemde, bol salyaya bağlı hafif öksürük de olabilir.

Bazı bebekler bu dönemde ishal olurlar. Ancak ishal belirli bir süre devam ediyorsa, kötü değişik bir koku, değişik renk ve sümüksü salgı varsa, diş çıkarma nedeni ile ilgisi olmayabilir. Bu durumda doktorunuza danışmalısınız. Bebeğin ateşi çıkabilir.

Genellikle kabul edilen, diş çıkarmaya 38 derecenin altında bir ateşin eşlik edebileceğidir. Bebeğin bunun üzerinde ateşi varsa, başka bir enfeksiyon geçiriyor olabilir. Bebeğin, dişlerini kaşıyıp ağrısını hafifletmesi için diş kaşıyıcıları vardır. Bunları buzdolabına koyup soğutarak, bebeğinizin dişleri için rahatlatıcı olan soğuk uygulamasına da yardım etmiş olursunuz.

Eğer ağrı bu şekilde rahatlamaz ve bebek çok huzursuz olursa, ağrı kesici şurup ya da direkt dişe sürülen, bebeklere özel ağrı kesici kremler uygulayabilirsiniz. Doktorunuza danışmadan komşulardan duyduğunuz değişik ilaçlar kullanmamanız bebeğinizin sağlığı için daha iyi olacaktır.

Bebeğiniz er ya da geç inci tanesi gibi dişler çıkarmaya başlayacaktır. Bunları sağlıklı tutabilmek için ağzında biberonla uyumaması, sütten sonra su içirilerek ağzının temizlenmiş olması yeterlidir. Bebeklerin dişlerini temiz bir bezle silebilirsiniz. Biraz daha büyüyünce, macun kullanmadan bebek diş fırçaları ile fırçalayabilirsiniz.

7 Sonbahar Hastalığından Korunma

Sonbahar mevsiminde sık rastlanan hastalıklar

1-Nezle
Çok çeşitli virüslerle oluşan bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ile başlar. Halsizlik ve iştahsızlık görülebilir. Ateş her zaman olmayabilir.

2-Grip
Grip genelde nezle işle karıştırılır. İnfluenza virüsü ile oluşan yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları ile seyreden bu hastalık dikkat edilmezse önemli komplikasyonları olabilen bir virütik enfeksiyondur.

3-Sinüzit
Burun etrafındaki boşlukların iltihaplanmasıdır. Geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, ağız kokusu vardır, ateş olabilir.

4-Faranjit
Yutak iltihabıdır. Boğazda yanma, ağrılı yutkunma, ateş, boyun lenf bezlerinde şişme görülebilir.

5-Bronşit
Bronşların iltihaplanmasıdır. Soğuk algınlığını takiben kuru olan öksürük yerini balgamlı öksürüğe bırakır. Bazı hastalarda hırıltılı solunum, nefes darlığı ve sırt ağrılarıda görülebilir.

6-Astım
Her yaşta görülebilir. Çocuklarda daha sık görülür. Nöbetler halinde gelen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı ile kendini gösterir. Astım nöbetlerinin en önemli nedeni allerjenler ve nezle grip gibi virütik infeksiyonlardır.

7-Zatürre
Akciğer dokusunun iltihabıdır. Üşüme, titreme, yüksek ateş ve öksürükle başlar sonrasında koyu balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı eklenir. Mutlaka tedavi ve takip gerektirir.

Sonbahar hastalıklarından korunma yöntemleri

Öncelikle günlük hayatımızda alacağımız birkaç önlemle bu hastalıkların çevremizden bulaşmasını önleyebiliriz.

• Hasta kişilerle yakın temastan (tokalaşmak, öpüşmek) kaçınılmalı,
• İnsanların toplu olarak bulundukları kalabalık ortamlara girilmemeli,
• Eller bol su ile sıkça yıkanmalı,
• Ellerin göz ve burun ile teması önlenmeli,
• Hasta kişilerin eşyaları (kalem, kitap, bardak...) kullanılmamalıdır.

Ayrıca hastalıklardan korunmak için doğal korunma yöntemlerini de göz ardı etmemek gerekir. Öyle ki doğal besinler ile hastalıklara karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirebilir, virüslere karşı kalkan oluşturabiliriz. Bu nedenle sonbahar ve kış aylarında doğal besinlerin tüketimini arttırmalıyız.

Doğal besinler hastalıklara karşı kalkan görevi görüyor

Domates ve kayısı gripten korur
Domates içerdiği C, E vitaminleri ve potasyumla beraber bir antidoksidan olan likopen sayesinde vücudu grip ve nezleden korur.Grip ve soğuk algınlığına karşı bir diğer silah olan kayısı, içerdiği A ve B3 (niasin) vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde grip ve nezleye karşı bünyemizi korur.

Elma, şeftali, üzüm, portakal ve nar bağışıklık sistemini güçlendirir
Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan elma B3 ve E vitamini, potasyum ile bol miktarda pektin içerir.Şeftali de içerdiği A, B3, C vitaminleri ile folik asit, beta karoten ve potasyum sayesinde gribe karşı savunma mekanizmasını güçlendirir.

Üzüm bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çokta demir ve potasyum içerir.
Bu sayede vücudun daha dirençli olmasını sağlar.Nar bir C vitamini deposudur. Ayrıca demir ve potasyum yönünden de zengindir.

Narın yararlarıyla ilgili pek çok bilimsel çalışma vardır özellikle de bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden virüslerle karşı karşıya olduğumuz sonbahar ve kış mevsiminde bolca tüketilmelidir.

Portakal öksürüğü azaltırBağışıklık sistemini güçlendiren, grip ve soğuk algınlığından koruyan meyvelerin başında gelen portakal içerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır.

Vişne suyu ateş düşürürAteşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Vişne suyu ateşi düşürüp susuzluğu giderir. “Vücut direnci kırık, 65 yaş üzeri kişilere, çocuklara, kalp ve diyabeti olan kişilere koruyucu olarak sonbahar mevsiminde grip aşısı yaptırmaları önerilir.”